Sağlıkla ilgili açıklayıcı ve yol gösterici bilgiler. Sağlımızı korumak ve sağlıklı bir hayat sürdürmek için neler yapmalıyız? Hastalıkların açıklamaları, tedavi ve korunma yöntemleri. Hastalıklarda ilk teşhis ve tedavi aşamaları.
Mide asitini gideren ilaçlar
Özellikle asit mide borusunun alt ucuna giderse hazımsızlıkla ilgili olarak bilinen şişkinlik ve mide kabarması meydana gelir. Bu rahatsızlığa karşı eczanede satılan ilaçların çoğu, geleneksel, karbonattan (sodyum bikarbonat) daha güvenilir ilaçlardır. Fazla karbonat kullanmak, asidi gereğinden çok etkisiz bıraktığı için kan akımının alkalileşmesine yol açabilir. Başka kimyasal maddelerle karıştırılan antiasit ilaçlar bu aşırı nötrleşmeyi önler.
Hazımsızlık ilaçlarının kullanımında başlıca tehlike, bu ilaçların, doktora görünmesi gereken ve hastalık belirtileri belki de bir mide ülseri yada mide tümörü yüzünden ortaya çıkan kimseler tarafından, gereğinden fazla bir süre kullanılmasıdır. Ancak fazla yemek, fazla içki ve fazla sigara yüzünden arada bir ortaya çıkan hazımsızlıklara karşı, bu tür ilaçları kullanmanın zararı yoktur.
Yemek Borusu
Yemek borusu (özofagus), yutak ile. mide arasında yeralan sindirim yoludur. Beden orta çizgisinde boyun ve göğüs omurgalarının önünde, yani derinde yerleşmiş bir organdır. Cerrahlar için, ulaşılması oldukça güçtür.
Yemek borusunda 4 parça ayırdedilir: Boyun parçası; göğüs parçası; diyafram parçası; karın parçası.
Biçim ve yönü
Yemek borusu kabaca silindir biçimindedir; bununla birlikte, boyun parçasında ve soluk borusunun ayrılış yeri üstünde yeralan göğüs parçasında, önden arkaya bir yassılaşma gösterir. Karın parçasında, mideyle birleşme deliği olan mide ağzının (kardiya) tam üstünde, hafifçe genişler. Yemek borusu yukardan aşağıya 4 darlık bölgesi ve normal olarak genişlemiş parçalar gösteren düzensiz, enine bir yarık biçimindedir. Yutak-yemek borusu birleşme yeri, yani üst sınır, 6. boyun omurgası düzeyindedir. Yemek borusu dikeydir, aşağıda ve solda hafif bir eğrilik gösterir, sert ve düz değildir, iki yöne bükülebilir:- önündeki ve arkasındaki organların iç ve dışbükeyliklerine uyarak yatay düzlemde, yani önden arkaya;- aynı nedenlerle düşey olarak, yani· sağdan sola. Alt sınırı ya da mide ağzı, beden orta çizgisinin 2 sm solunda, 11. göğüs omuru düzeyinde yerleşmiştir.
Boyutları
Yemek borusu, 5 sm'si boyun parçası, 16-18 sm'si göğüs parçası, 3 sm'si karın parçası olarak yaklaşık 25 sm uzunluğundadır. Daha önce de söylediğimiz gibi, çapı ortalama 2-5 sm arasında değişir.
Renk ve kıvamı
Yemek borusu, çeperlerinin kalınlığı çok az olan, kas ve zardan yapılı, yassı, pembemsi bir borudur.
Tutunma araçları
Yemek borusu özellikle iki ucuyla yerinde durur. Üst deliği, yutağın alt ucuna uyar; boyun parçası soluk borusunun arkasında yeralır ve ikisinin arasında, aşağıda gevşek, yukarda sıkı bir bağdokusu (yukarı bölümde oldukça sağlamdır) bulunur. Yemek borusunun alt parçasında, birçok tutunma aracı, mide ağzını diyaframın altındaki normal yerinde tutar. Bu tutunma araçları, yemek borusu-diyafram bağları ve mide-diyafram bağları ile akciğer-mide sinirlerinden ve mide sol atardamarından oluşan damar-sinir öğeleridir. Ama bu bağlantılar ancak kısmi bir hareketsizlik sağlar; bu durum, «diyafram fıtıkları»nı, yahi mide ağzının ya da midenin bir bölümünün, diyaframdaki yemek borusu açıklığından, diyafram üstünde,' göğüs boşluğuna girmesini açıklar. İki biçimi vardır: Yemek borusu-mide ağzı (kardiya) ve midenin üst bölümünün göğüse doğru yükseldiği «kayma fıtığı» (slidina); mide ağzının normal yerini koruduğu, oysa mide dibinin (mide anatomisine bakınız) bir bölümünün, yemek borusu yanından göğüs boşluğu içine diyaframın yemek borusu deliğinden yuvarlandığı «yuvarlanma fıtıkları.. (yemek borusu yanı fıtıkları).
Anatomik komşulukları
Boyun parçası
Yemek borusunun boyun parçası, akörtü niteliğinde ince bir zarla sınırlanmış bir alanda yerleşmiştir ve çevresinde yer yer sık ve gevşek bağdokusu tabakası vardır.
Boyun parçasının komşulukları şöyledir:
- önde, soluk borusu (yemek borusu eğriliği nedeniyle soluk borusunu sola doğru aşar); soluk borusunun 2., 3. ve 4. halkaları önünde yeralan tiroyit bezi cismi; yemek borusunun sol kenarı önünde sol gırtlak alt siniri;
- yanlarda, tiroyit bezinin sağ ve sol lobları; bu lobların arka yüzlerinde yerleşmiş alt paratiroyit bezleri;
- tiroyit alt atardamarının uç dalları; sağda sağ gırtlak alt siniri; şahdamarı, boyun iç toplardamarı ve akciğer - mide sinirinden oluşan «boyun damar-sinir demeti»;
- bu bütünün arkasında boyun sempatik siniri;
- arkada, omur önü kasları ve omur önü akörtüsüyle kaplı olan 6. boyun ve 2. sırt omurları arasındaki omurga bölümü.
Göğüs parçası
Yemek borusunun gogus parçası arka mediyastinde yerleşmiştir, derin bir organdır.
Komşulukları şunlardır:
- arkada, omurgalar; göğüs aortu; büyük azigos toplardamarı; göğüs lenf kanalı; küçük azigos toplardamarı; omurganın ön yüzünü çaprazlayan sağ kaburgalararası atardamarlar; sempatik sinir sisteminin göğüs parçası;
- yanlarda, akciğerler ve göğüs zarı;
- sağda, 4. göğüs omuru düzeyinde azigos kavsi yeralır; sağ akciğer-mide siniri, azigos kavsi altından yemek borusunun arka yüzüne ulaşır;
- solda, 4. göğüs omuru düzeyinde aort kavsi, bunun üstünde de sol köprücükaltı atardamarı ve göğüs lenf kanalı yeralır; sol akciğer-mide siniri sol ana bronş altından yemek borusunun ön yüzüne ulaşır;
- önde, yukardan aşağıya şunlar yeralır: Soluk borusu; 4. göğüs omuru yüksekliğinde ve sol ana bronşa yaklaşık 1 sm uzakta soluk borusunun ayrılma yeri (bu ayrılma yeri orta çizginin tam üstünde değildir); soluk borusunun ayrılma yeri altında, iki bronşun birbirinden uzaklaştığı köşede yeralan lenf düğümleri; sağ bronş ve akciğer atardamarları; kalp dışzarı; kalp tabanı. Bu bölgenin anatomik komşulukları bir yandan yemek borusuna (özellikle orta üçte birindeki) cerrahi girişim güçlüklerini, öte yandan da yemek borusu kanseri sırasında urların hızla soluk borusu bronş ağacına yayılmasını açıklar.
Diyafram parçası
Diyafram, yemek borusuna bir geçiş deliği hazırlar. Diyaframın bu yemek borusu deliği 10. gögüs omuru düzeyindedir. Yemek borusu burada akciğer-mide sinirleri (soldaki ön yüzde, sağdaki arka yüzde) ile komşuluk yapar.Kapı toplardamarı sistemiyle ana toplardamar sistemi arasındaki toplardamar ağızlaşmaları bu düzeyde olur. Kapı toplardamarı yüksek basıncı durumundaki «yemek borusu varisleri» (başlıca nedeni sirozdur), bu bölgede ağızlaşan toplardamarlardan oluşur.
Karın parçası
Karın zarı, yemek borusunu önden ve yandan sarar; ama arka yüzünü serbest bırakır. Arka yüz, sağ akciğer-mide siniriyle, diyaframın sol ve sağ saplarıyla komşudur. Yemek borusunun önünde, sol akciğer-mide siniri, karın zarı ve karaciğer bulunur. Sağda, gene karaciğerin kuyruklu lobu ve küçük askı (mide-karaciğer bağı ve onikiparmak barsağı - karaciğer bağı) yeralır. Solda, mide dibi yeralır. Dalak da çok yakındır.
Yapısı
Yemek borusunun çeperleri yaklaşık 3 mm' kalınlığındadır. Her biri dıştan içe doğru 3 kattan oluşur: Kas tabakası (iki türlü liften yapılmıştır; dış lifler uzunluğuna, iç lifler değirmidir); mukozaaltı tabakası; mukoza tabakası.
Bir kesitin görünümü
Yemek borusu uzunluğuna açılırsa mukoza görülür. Pembe renklidir ve uzunlamasına kıvrımlar gösterir. Mide ağzı düzeyinde, yemek borusu-mide deliğini kapatmak için, kıvrım yaparak Gubarow kapağını oluşturur.
Yemek borusu atardamar ağı, öteki sindirim kanalı organlarınınkine oranla çok yoksuldur; bu da cerrahi girişimlerin güçlüğünün ayrı bir nedenidir.
Atardamarlar
Yemek borusunu kanlandıran atardamar dalları şuralardan gelirler:
- üst parçasınınkiler, tiroyit alt atardamarlarından;
- orta üçte bir parçasınınkiler, doğrudan göğüs aortundan;
- son parçasınınkiler, diyafram alt atardamarlarından ve mide sol atardamarından.
Toplardamarlar
Kan, yemek borusunu saran büyük bir toplardamar ağı tarafından taşınır. Bir yandan kapı toplardamarı sistemine, öte yandan üst ana toplardamar sistemine bağlı toplardamarcıklar, birçok ağızlaşma yaparlar.
Lenf damarları
Yemek borusunun boyun parçasının lenf da.marları, boyun derin lenf düğümleri zincirine ve gırtlak alt siniri boyunca dizilmiş lenf düğümleri zincirine doğru, göğüs parçasınınkiler soluk borusu-bronş çevresi mediyastin lenf düğümlerine doğru, karın parçasınınkiler ise mide üst lenf düğümleri denen mide kapısı yakınındaki lenf düğümü zincirine doğru giderler.
Sinirler
Akciğer-mide sinirlerinden ve sempatik sinirlerden kaynaklanan sinir ağları sözkonusudur.
Yemek Borusu
Yemek borusu (özofagus), yutak ile. mide arasında yeralan sindirim yoludur. Beden orta çizgisinde boyun ve göğüs omurgalarının önünde, yani derinde yerleşmiş bir organdır. Cerrahlar için, ulaşılması oldukça güçtür.
Yemek borusunda 4 parça ayırdedilir: Boyun parçası; göğüs parçası; diyafram parçası; karın parçası.
Biçim ve yönü
Yemek borusu kabaca silindir biçimindedir; bununla birlikte, boyun parçasında ve soluk borusunun ayrılış yeri üstünde yeralan göğüs parçasında, önden arkaya bir yassılaşma gösterir. Karın parçasında, mideyle birleşme deliği olan mide ağzının (kardiya) tam üstünde, hafifçe genişler. Yemek borusu yukardan aşağıya 4 darlık bölgesi ve normal olarak genişlemiş parçalar gösteren düzensiz, enine bir yarık biçimindedir. Yutak-yemek borusu birleşme yeri, yani üst sınır, 6. boyun omurgası düzeyindedir. Yemek borusu dikeydir, aşağıda ve solda hafif bir eğrilik gösterir, sert ve düz değildir, iki yöne bükülebilir:- önündeki ve arkasındaki organların iç ve dışbükeyliklerine uyarak yatay düzlemde, yani önden arkaya;- aynı nedenlerle düşey olarak, yani· sağdan sola. Alt sınırı ya da mide ağzı, beden orta çizgisinin 2 sm solunda, 11. göğüs omuru düzeyinde yerleşmiştir.
Boyutları
Yemek borusu, 5 sm'si boyun parçası, 16-18 sm'si göğüs parçası, 3 sm'si karın parçası olarak yaklaşık 25 sm uzunluğundadır. Daha önce de söylediğimiz gibi, çapı ortalama 2-5 sm arasında değişir.
Renk ve kıvamı
Yemek borusu, çeperlerinin kalınlığı çok az olan, kas ve zardan yapılı, yassı, pembemsi bir borudur.
Tutunma araçları
Yemek borusu özellikle iki ucuyla yerinde durur. Üst deliği, yutağın alt ucuna uyar; boyun parçası soluk borusunun arkasında yeralır ve ikisinin arasında, aşağıda gevşek, yukarda sıkı bir bağdokusu (yukarı bölümde oldukça sağlamdır) bulunur. Yemek borusunun alt parçasında, birçok tutunma aracı, mide ağzını diyaframın altındaki normal yerinde tutar. Bu tutunma araçları, yemek borusu-diyafram bağları ve mide-diyafram bağları ile akciğer-mide sinirlerinden ve mide sol atardamarından oluşan damar-sinir öğeleridir. Ama bu bağlantılar ancak kısmi bir hareketsizlik sağlar; bu durum, «diyafram fıtıkları»nı, yahi mide ağzının ya da midenin bir bölümünün, diyaframdaki yemek borusu açıklığından, diyafram üstünde,' göğüs boşluğuna girmesini açıklar. İki biçimi vardır:Yemek borusu-mide ağzı (kardiya) ve midenin üst bölümünün göğüse doğru yükseldiği «kayma fıtığı» (slidina); mide ağzının normal yerini koruduğu, oysa mide dibinin (mide anatomisine bakınız) bir bölümünün, yemek borusu yanından göğüs boşluğu içine diyaframın yemek borusu deliğinden yuvarlandığı «yuvarlanma fıtıkları.. (yemek borusu yanı fıtıkları).
Anatomik komşulukları
Boyun parçası
Yemek borusunun boyun parçası, akörtü niteliğinde ince bir zarla sınırlanmış bir alanda yerleşmiştir ve çevresinde yer yer sık ve gevşek bağdokusu tabakası vardır.
Boyun parçasının komşulukları şöyledir:
- önde, soluk borusu (yemek borusu eğriliği nedeniyle soluk borusunu sola doğru aşar); soluk borusunun 2., 3. ve 4. halkaları önünde yeralan tiroyit bezi cismi; yemek borusunun sol kenarı önünde sol gırtlak alt siniri;
- yanlarda, tiroyit bezinin sağ ve sol lobları; bu lobların arka yüzlerinde yerleşmiş alt paratiroyit bezleri;
- tiroyit alt atardamarının uç dalları; sağda sağ gırtlak alt siniri; şahdamarı, boyun iç toplardamarı ve akciğer - mide sinirinden oluşan «boyun damar-sinir demeti»;
- bu bütünün arkasında boyun sempatik siniri;
- arkada, omur önü kasları ve omur önü akörtüsüyle kaplı olan 6. boyun ve 2. sırt omurları arasındaki omurga bölümü.
Göğüs parçası
Yemek borusunun gogus parçası arka mediyastinde yerleşmiştir, derin bir organdır.
Komşulukları şunlardır:
- arkada, omurgalar; göğüs aortu; büyük azigos toplardamarı; göğüs lenf kanalı; küçük azigos toplardamarı; omurganın ön yüzünü çaprazlayan sağ kaburgalararası atardamarlar; sempatik sinir sisteminin göğüs parçası;
- yanlarda, akciğerler ve göğüs zarı;
- sağda, 4. göğüs omuru düzeyinde azigos kavsi yeralır; sağ akciğer-mide siniri, azigos kavsi altından yemek borusunun arka yüzüne ulaşır;
- solda, 4. göğüs omuru düzeyinde aort kavsi, bunun üstünde de sol köprücükaltı atardamarı ve göğüs lenf kanalı yeralır; sol akciğer-mide siniri sol ana bronş altından yemek borusunun ön yüzüne ulaşır;
- önde, yukardan aşağıya şunlar yeralır: Soluk borusu; 4. göğüs omuru yüksekliğinde ve sol ana bronşa yaklaşık ı sm uzakta soluk borusunun ayrılma yeri (bu ayrılma yeri orta çizginin tam üstünde değildir); soluk borusunun ayrılma yeri altında, iki bronşun birbirinden uzaklaştığı köşede yeralan lenf düğümleri; sağ bronş ve akciğer atardamarları; kalp dışzarı; kalp tabanı.
Bu bölgenin anatomik komşulukları bir yandan yemek borusuna (özellikle orta üçte birindeki) cerrahi girişim güçlüklerini, öte yandan da yemek borusu kanseri sırasında urların hızla soluk borusu bronş ağacına yayılmasını açıklar.
Diyafram parçası
Diyafram, yemek borusuna bir geçiş deliği hazırlar. Diyaframın bu yemek borusu deliği 10. gögüs omuru düzeyindedir. Yemek borusu burada akciğer-mide sinirleri (soldaki ön yüzde, sağdaki arka yüzde) ile komşuluk yapar.Kapı toplardamarı sistemiyle ana toplardamar sistemi arasındaki toplardamar ağızlaşmaları bu düzeyde olur. Kapı toplardamarı yüksek basıncı durumundaki «yemek borusu varisleri» (başlıca nedeni sirozdur), bu bölgede ağızlaşan toplardamarlardan oluşur.
Karın parçası
Karın zarı, yemek borusunu önden ve yandan sarar; ama arka yüzünü serbest bırakır. Arka yüz, sağ akciğer-mide siniriyle, diyaframın sol ve sağ saplarıyla komşudur.Yemek borusunun önünde, sol akciğer-mide siniri, karın zarı ve karaciğer bulunur.Sağda, gene karaciğerin kuyruklu lobu ve küçük askı (mide-karaciğer bağı ve onikiparmak barsağı - karaciğer bağı) yeralır. Solda, mide dibi yeralır. Dalak da çok yakındır.
Yapısı
Yemek borusunun çeperleri yaklaşık 3 mm' kalınlığındadır. Her biri dıştan içe doğru 3 kattan oluşur: Kas tabakası (iki türlü liften yapılmıştır; dış lifler uzunluğuna, iç lifler değirmidir); mukozaaltı tabakası; mukoza tabakası.
Bir kesitin görünümü
Yemek borusu uzunluğuna açılırsa mukoza görülür. Pembe renklidir ve uzunlamasına kıvrımlar gösterir. Mide ağzı düzeyinde, yemek borusu-mide deliğini kapatmak için, kıvrım yaparak Gubarow kapağını oluşturur.
Yemek borusu atardamar ağı, öteki sindirim kanalı organlarınınkine oranla çok yoksuldur; bu
da cerrahi girişimlerin güçlüğünün ayrı bir nedenidir.
Atardamarlar
Yemek borusunu kanlandıran atardamar dal'arı şurdolardan gelirler:
- üst parçasınınkiler, tiroyit alt atardamarlarından;
- orta üçte bir parçasınınkiler, doğrudan göğüs aortundan;
- son parçasınınkiler, diyafram alt atardamarlarından ve mide sol atardamarından.
Toplardamarlar
Kan, yemek borusunu saran büyük bir toplardamar ağı tarafından taşınır. Bir yandan kapı toplardamarı sistemine, öte yandan üst ana toplardamar sistemine bağlı toplardamarcıklar, birçok ağızlaşma yaparlar.
Lenf damarları
Yemek borusunun boyun parçasının lenf da.marları, boyun derin lenf düğümleri zincirine ve gırtlak alt siniri boyunca dizilmiş lenf düğümleri zincirine doğru, göğüs parçasınınkiler soluk borusu-bronş çevresi mediyastin lenf düğümlerine doğru, karın parçasınınkiler ise mide üst lenf düğümleri denen mide kapısı yakınındaki lenf düğümü zincirine doğru giderler.
Sinirler
Akciğer-mide sinirlerinden ve sempatik sınıflerden kaynaklanan sinir ağları sözkonusudur.
Sindirim Kanalı
İnsanoğlu hemen her zaman beslenme ve sindirme biçimiyle, besinlerden gördüğü yarar ve zararlarla, besinler ile dışkı arasındaki ilişkilerle ilgilenmiştir. Çok eski çağlardan bu yana «karın ağrısı», «barsak burulması» korkunun, kaygının yansıması sayılmış ve özel bir kaygı olmaksızın karın ağrısının belirmesine, ciddi olabilecek bir hastalığın habercisi gözüyle bakılmıştır. Bu kültür ve eğitim temeli (annesi tarafından çocuğa ilk öğretilen davranışlar beslenme ve dışkılama davranışlarıdır), mide - barsak biliminin (mide, barsak hastalıklarının ve daha genel olarak sindirim kanalı bütününün incelenmesi) bilimsel dayanağı olmayan eski tıp geleneğinden henüz tam olarak kurtulamamasına yolaçmıştır.
Bu yüzden «aşırı gaz», «sindirim güçlüğü», «hava yutma», «kasılma» gibi geçerli bilimsel açıklaması olmayan terimler hala kullanılmaktadır. Üstelik «ağır» ve «hafif» besinler, «sindirimi kolaylaştıran» maden suları, «perhiz yemekleri» gibi günlük kullanımda çok yaygın olan daha birçok bilim dışı terim vardır. Sindirim sistemi fizyolojisinin amacı, ince barsak mukoza hücreleri tarafından emilebilir yalın moleküllere (aminoasitler, yağ asitleri) indirgemek amacıyla, besinleri kimyasal yönden yalınlaştırmaktır. Bu fizyoloji, sindirim kanalı boyunca besin lokmasının taşınmasını, dışarı atılmasını ve tükürük, mide salgısı, pankreas salgısı, safra, önemli bir hacmi olan (ortalama 24 saatte 10 lt) bar sak salgısı gibi çeşitli salgıların salınmasını sağlayan mekanik olaylardan oluşmaktadır.
Üçüncü ve sonuncu olay, sindirimin en son amacıdır: Hemen hemen yalnızca ince barsak düzeyinde gerçekleşen, yalınlaştırılmış moleküllerin emilimi.Her ne kadar bu 3 olayın (kimyasal, mekanik ve emilim) her biri günümüzde hoşnut edici biçimde açıklanmışsa da, birbirleri arasındakibagıntının, düzenlemenin anlaşılması daha henüz ilk adımlarındadır. Sindirim (önceden de görüldügü gibi başlıca amacı yalın moleküllerin emilimidir) ile bu moleküllerden organizmanın . yaşamı için gerekli çeşitli maddelerin (büyük bölümü her kişi için farklıdır) yapımı arasındaki ilişki de, aynı biçimde pek iyi bilinmemektedir. Bu yapım özellikle karacigerde gerçekleşir. Karaciger besin getirici yollarla, sindirim kanalının tamamıyla, özellikle de yalın moleküllerin emildigi ince barsagın toplardamarlarının döküldüğü kapı toplardamarı sistemiyle beslenen merkezi bir fabrika sayılabilir. Bu arada şişmanlık, şeker hastalığı, damar sertliği gibi önemlerini belirtmeye gerek bile olmayan hastalıkların önlenmesindeki ilerlemeler, sindirimin 3 olayı arasındaki karşılıklı baglantıların ve sindirim fizyolojisi ile karaciger fizyolojisi arasındaki ilişkilerin tanınmasına bagımlıdırlar. Çocuklarda bazı gelişme bozukluklarının düzeltilmesi de, bu ilişkiler anlaşılınca gerçekleştirilebilir.
Sindirim kanalı hastalıklarının tedavisindeki ilerlemeler, bir yandan kanalın anatomik açıdan incelenmesine olanak veren tekniklerin ortaya çıkmasına, öte yandan da sindirim sistemi cerrahisindeki gelişmelere baglıdır. Aslında bunlar birbirine bağlıdır; çünkü . uygun bir cerrahi tedavi uygulanmak isteniyorsa, bozunun tipini (kanser, ülser, divertikül, iltihap, iyicil ur) kesin olarak tanımak gerekir. Uç uca konuldugu zaman 5. metreyi bulan sindirim kanalının degişik bölümlerine gizlenmiş bozunu ortaya çıkarmak kolay bir iş değildir: Gerçekten bazı bozunlar 1 mm'yi aşmaz.
İlk belirgin ilerlemeler röntgen sayesinde gerçekleşmiştir. Röntgen hekimleri sindirim kanalının .çeşitli bölümlerini saydamlaştıran bir maddenin (baryum sülfat) verilmesini düşündüler. Sonra, çeşitli açılardan çekilen filmler, bu madde x ışınlarını geçirmeyip, verildiği bölümleri görünür kıldığı için, hastalıktan sorumlu bozunun ortaya çıkarılmasını sağladı. Endoskopi denilen başka bir yöntemse, sindirim yolunun içinin gözle görülmesine dayanır. Endoskopi yapan hekimin bozunu gözle görebilmesi için, 1965 yılına kadar hastanın, ya ağız ya da makat yoluyla sokulan sert bir boruya katlanması gerekiyordu. O tarihten sonra en iyi optik niteliklerin kullanıldığı cam elyafından yapılı endoskopların (fiberoptik gastroskopların) kullanılması, bu muayeneyi daha kolay katlanılır kıldı ve muayene olanaklarını genişletti. Günümüzde, yemek borusunun (özofagoskopi), midenin (gastroskopi), göden barsağının (rektoskopi) en iyi koşullar altında görülebilmesinin yanısıra, endoskopinin olanakları dışında kalmış olan bölümlere (onikiparmak barsagı, bütün kalın barsak) de bu cam elyafından endoskoplarla ulaşılabilmektedir. Endoskopinin röntgene oranla büyük üstünlüğü, doku incelemesi yapabilmek için sindirim kanalı mukozasından parça alınabilmesini sağlamasıdır.
Çıkarılan canlı dokuların (biyopsi) mikroskopta incelenmesi, hastalıkların iyicil mi, kötücül mü oldugunu saptamak için temel koşuldur. Biyopsi, endoskopiyle gözün denetimi altında yapılabildiği gibi, bazen (özellikle ince barsaklarda) görmeden de yapılabilmektedir. Böylece emilime eşlik eden ya da emilimi bozan mikroskopik olaylar da incel enebilmektedir. Bu yöntem, günümüze kadar az tanınan (çölyak hastalığı) ya da geç teşhis edilebilen (Whipple hastalığı) hastalıkların teşhisine olanak sağlamıştır.
Yüzyılımızın başından bu yana sindirim sistemi cerrahisindeki ilerlemeler çok büyüktür ve cerrahi dallarının tümünde olduğu gibi, ameliyat sonrası dönem, yoğun bakım birimlerinde hasta bakımındaki ilerlemelerden büyük ölçüde yararlanmıştır. Günümüzde artık, sindirim kanalının bölümlerinden herhangi birinin bütünüyle ya da kısmen çıkarılmasında hiçbir güçlükle karşılaşılmamaktadır. Yemek borusu, mide, kalın barsak, hatta. pankreasın bütünüyle çıkarılması kolayca uygulanmaktadır. Yalnızca ince barsağın bütünüyle çıkarılması ölüme yolaçmaktadır; çünkü emilme organı ince barsaktır ve 6 metre uzunluğundaki bu organdan hiç olmazsa 20-30 sm bırakmak gerekir. Cerrahinin sindirim sistemi hastalıklarındaki önem ve başarıları ilaç tedavisini unutturmamalıdır. İlaç tedavisi çoğunlukla ülser ve iltihap gibi iyicil bozunları iyileştirir; diyafram fıtıkları ya da divertiküller gibi hastalıkların yolaçtığı bozuklukları ortadan kaldırabilir. Gerçekte, ilaç tedavisi ve cerrahi tedavi arasında işbirliği sağlanmalı ve sindirim kanalının kesin röntgen ve endoskopi muayenesine dayanılmalıdır.
Sindirim kanalı hastalıklarının anlaşılması ve iyileştirilmesinde büyük ilerlemeler beklenmektedir; çünkü, aydınlatılması gereken geniş alanlar (özellikle fizyoloji) vardır ve bu alanlardaki araştırmalar büyük ölçüde sürdürülmektedir. Burada birkaç örnek üstünde durmakla yetineceğiz. Barsaktan emilimle ilgili araştırmalar, günümüzde büyük ilerlemeler göstermektedir. Gelişmesi durmuş çocuklarda, emilim düzensizlikleriyle ilgili bilgilerde çok önemli ilerlemeler gerçekleştirilmiştir; bu çocuklarda, emilmeyen besinlerin kullanılmadığı beslenme rejimleriyle, gelişme yeniden normale dönmüştür. Emilim olaylarının tam olarak anlaşılması, bazı besinlerin, özellikle şekerin emiliminin azaltılması ya da en azından belirli saatlere dağıtılması gerçekleştirilirse, pekçok sorunun (bu arada özellikle şişmanlığın) çözülmesini sağlayacaktır.
Çok önemli bir buluş da, mide antrumu ve bazı pankreas hücreleri tarafından yapılan bir hormon olan gastrinin saptanması ve kimyasal arındırılmasının yapılması olmuştur. Bu hormon, mideyi bol miktarda salgılama yapmaya yöneltir ve kimyasal açıdan (polipeptittir) kolesistokinin gibi, onikiparmak barsağı tarafından yapılan ve safra kesesinin kasıımasını ya da pankreasın salgılama yapmasını sağlayan sekretin ve pankreozimin gibi öteki sindirim hormonlarına çok yakındır. Sözkonusu hormonlar onikiparmak barsağı mukozasının ve onikiparmak barsağının en iyi bilinen 3 hormonudur. Oysa polipeptit yapılı değişik, ama birbirine çok yakın 21 hormon ortaya çıkarılmıştır. Bu hormonların barsak hareketleri üstüne, safra salgılaması üstüne, insüzinle bağlantılı olarak şeker metabolizması üstüne (enteroglükagon) olan etkileri gibi çok çeşitli etkileri vardır. Bu olaylar bütününün anlaşılması, bu hormonların ketlenmesi, böylece de mide . salgılamasının değiştirilmesi (ülser iyileşmesi) ya da enteroglükagon-insülin çiftinin salgılamasının değiştirilmesi (şeker hastalığı tedavisi) olanağı konusunda önemli buluşlar ortaya konmasını sağlayacaktır. Sindirim hücrelerinin önemli bir hızla yenilenmelerinin (midede her 3 günde bir yeni hücreler oluşmaktadır), sindirim yolu kanserlerinin en sık raslanan kanserlerden olmasını açıkladığı düşünülmektedir. Ama böyle bir yenilenme, yararlanma başarılırsa önemli tedavi olanakları da sağlayabilir. Sindirim kanalı boşluğu (burada besinler dolaşır; özellikle kalın barsak düzeyinde birçok mikrop yaşar), aslında organizmanın parçalarından biri değildir; dış ortamın bir öğesidir. Barsaklar, hastalık yapıcı besin maddelerinin ve mikropların sık raslandığı bir yerdir. Bu etkenlere karşı koymak için, henüz pek iyi bilinmeyen, ama bedenin genel savunmasıyla sıkıca ilişkili olan bir savunma sistemi vardır. Beslenme biçiminin, zehirleyici maddelerin oranının, mikropların dengesinin, bu korunma sistemini değiştirebileceği düşünülmektedir ve bu alanda da çeşitli olayların anlaşılması, kesin ilerlemelere yolaçabilecektir.